1 Temmuz 2015, Çarşamba

0 18

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Bütün bu ağır ithamlara rağmen bizim duruşumuz şudur; Ülke sorunlarının çözümü için, yurttaşlarımızın özgürlüğü için biz MHP ile ülkenin her sorununu aynı masada oturup konuşmaya hazırız” diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, parti genel merkezine girişinde MHP’nin kendilerine yönelik tavrı ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Demirtaş, “Dikkat ederseniz ’HDP düşmanlığı’ adı altında AKP’siz koalisyon seçeneklerini ortadan kaldırıyorlar. Meclis Başkanlığı seçiminde AKP’nin önünü açıyorlar. AKP politikalarının bir kez daha Türkiye’de hakim olması için MHP örtülü bir destek sunuyor. Fakat bunu aleni ve açık bir şekilde AKP için yapıyoruz diyemedikleri için HDP’ye saldırarak, düşmanlık, ötekileştirici bir dil kullanarak yapma gayreti içerisindeler Söyledikleri her şeyin altında AKP sevdası yatıyor. Bu çok iyi anlaşılıyor. Takdir kendilerinin. Kendi siyasetlerini yada siyasetsizliklerini biz belirleyecek değiliz” dedi.

“MHP İLE AYNI MASADA OTURUP KONUŞMAYA HAZIRIZ”

Demirtaş, “HDP bildiği, inandığı ve arkasında durduğu ilkeler doğrultusunda dürüst siyasetini yapmaya devam edecektir. Bütün bu ağır ithamlara rağmen bizim duruşumuz şudur; Ülke sorunlarının çözümü için, yurttaşlarımızın özgürlüğü için biz MHP ile ülkenin her sorununu aynı masada oturup konuşmaya hazırız. Bizim siyasetimiz budur. Bizim kimseye düşmanlaştıran, yok sayan, itibarsızlaştıran, seçmen iradesini hiçleştiren bir tutum içerisinde olmadık ve olmayız. Ucuz bir politika partimize yakışmaz. Halk bizi ’ülkenin sorunlarını çözelim’ diye Meclis’e gönderdi. Bunun için oy verdi. Biz bunun hakkını vermek istiyoruz. Biz Meclis’te bulunduğumuz her dakika barışı, kardeşliği, eşitliği, adaleti ve bu duyguları büyütecek politikayı halkımızın hizmetine sunmak istiyoruz. Öteki durum bizi ilgilendirmez. Kendileri bilirler. Ne yapacaklarına kendileri karar verirler” diye konuştu.

“KOLTUĞUN BU DÖNEMDE AKP’DE OLMAMASI GEREKİYOR’ DİYORUZ”

Demirtaş, “AKP ve HDP’nin adayı son tura kaldığında tavırları ne olacak merak ediyorum. Özellikle AKP’nin politikalarına ağır eleştiriler yapmış diğer muhalefet partileri ne yapacaklar doğrusu onların tutumunu merak ediyoruz . Biz tutumumuzu açıkladık; ’Koltuğun bu dönemde AKP’de olmaması gerekiyor’ diyoruz. Bu kadar netiz. Diğer partiler bunu söyleyebiliyor mu yoksa AKP’nin koltuk değneği olmaya devam edecekler mi ? İzleyeceğiz. Birkaç saat sonra netleşmiş olacak. İstemiyorsanız Dengir Bey’i desteklersiniz. Başka bir seçenek bu. AKP’nin adayı desteklenmiyorsa Dengir Bey’i destekleyerek hay hayli Meclis’te iyi bir değişikliğe imza atabilirler” dedi.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 16

MHP lideri Devlet Bahçeli olası AKP-CHP koalisyonunda ana muhalefet partisi olma görevini üstlenme hayalleri kursa da HDP için kulislerde konuşulan bu ihtimal Bahçeli’yi korkutuyor.

AKP ve CHP’nin koalisyon kurması halinde MHP, hiç beklemediği bir durumla karşı karşıya kalabilir. 7 Haziran’da yapılan genel seçimlerde Cumhuriyet tarihinde ilk kez 2 parti de aynı sayıda milletvekili çıkardı.

Seçim sonrası hiçbir parti tek başına iktidar olacak sayıya ulaşamadı. Ankara’da herkes koalisyon formüllerini konuşurken ortaya ilginç de bir durum çıktı.

Olası bir koalisyonu AKP ile CHP kurarsa 80’er milletvekiline sahip Milliyetçi Hareket Partisi ve Halkların Demokratik Partisi’nden hangisinin ana muhalefet olacağı sorusu ortaya çıktı.

Seçimlerde yüzde 16 oy alan MHP, yüzde 13 oy HDP ile aynı vekil sayısına sahip olsa da en çok oy alan MHP’nin olası durumda ana muhalefet partisi olacağı kesinleşmiş oldu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de seçim gecesi yaptığı ilk değerlendirmede koalisyon dışında kalmayı tercih edeceklerini “Birinci koalisyon, başlangıcından bu yana birliktelikleri devam eden AKP ile HDP arasında olması lazımdır. İkinci bir koalisyon modeli olarak AKP, CHP ve HDP’yi bir araya getirebilirsiniz. Böyle bir yapılanma içinde MHP, şerefi ve haysiyetiyle, ilkeli ve dürüst davranışıyla, politikalarıyla, çok güzel ve Meclis’te denetimi esas alan bir ana muhalefet partisi görevini üstlenmeye de hazırdır” demişti.

GÖREVİ HDP’YE KAPTIRMA İHTİMALİ VAR

Ancak Bahçeli’nin bu planı, CHP içinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan bir tartışma ile suya düşebilir.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik’in kapalı grup toplantısında “Ben ve çevremdekiler de HDP’ye oy verdik” çıkışı partide büyük tepki topladı.

Partinin disiplin kurulu üyeleri Murat Özçelik’in partiden ihracını istedi. Özçelik ihraç edilmesi durumunda ise seçim öncesi HDP lehine yaptığı açıklamaları da göz önünde bulundurularak adresinin HDP olmasına kesin gözle bakılıyor.

Bu durumda ise HDP, olası bir AKP-CHP koalisyonunda 80 vekili bulunan MHP’nin yerine 81 vekille ana muhalefet partisi olacak.

MHP bu durumda neleri kaybedecek?

AYM’YE KRİTİK BAŞVURU HAKKI

Ana muhalefet partisi yalnızca protokoler bir konum değil. Ana muhalefet partisinin devlet protokolündeki yerinin dışında yasaların iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hakkı kritik öneme sahip. 110 İMZA HAKKI Anayasa’ya göre yasaların iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hakkı, Cumhurbaşkanı, mahkemeler ve TBMM üye sayısının 5’de 1’i olan 110 milletvekilinin yanısıra ana muhalefet partisine de tanınan bir hak. Bir parti ana muhalefet konumu kazandığında 110 imza bulup bulmamasına bakılmaksızın Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hakkını elde edebiliyor.

 

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 19

Türk siyasetinin en renkli simalarından Kamer Genç hastaneye kaldırıldı

6 dönem milletvekilliği yapan ve son seçimlerde sağlık sorunları nedeniyle aday gösterilmeyen Kamer Genç, önceki gün hastaneye kaldırıldı. Ankara’da özel bir hastanede tedavi gören Genç’in durumunun ciddi olduğu öğrenildi.

CHP’nin eski Tunceli milletvekili Kamer Genç, pankreas kanseri teşhisiyle uzun süre Amerika’da tedavi görmüştü. Tedavinin ardından mayıs ayında Türkiye’ye dönen Genç, memleketi Tunceli’de CHP’li milletvekilleri ile seçim çalışmalarına katılmıştı.

Genç, geçtiğimiz gün hastalığının ağırlaşması nedeniyle Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Genç ilk müdahalenin ardından Ankara’da özel bir hastaneye nakledildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da önceki akşam Genç’i hastanede ziyaret etti.

1940 doğumlu Genç; Sosyal Demokrat Halkçı Parti, Doğru Yol Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekilliği yaptı. 6 dönem Meclis’te bulunan, Danışma Meclisi üyeliği de yapan Genç, 2001-2002 yılları arasında da TBMM’de Meclis Başkanvekilliği görevini üstlendi.. 24. Dönemde CHP’den Tunceli Milletvekili olan Genç, 7 Haziran genel seçimlerinde sağlık sorunları nedeniyle aday gösterilmemişti. Genç’in aday gösterilmediği Tunceli’den CHP, son seçimlerde milletvekili çıkaramadı.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 22

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, daha önceki söylemlerinin aksine “mevcut anayasa içinde iktidar sorununu çözmek için iki yöntem mevcut. Bunlar da azınlık ya da koalisyon hükümetleridir.” diyerek koalisyon için açık kapı bıraktı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin konuşmasından satır başları

Seçim sonuçları 4 partili bir meclis yapısı ortaya çıkarmıştır. Seçim sonuçlarına herkesin saygı göstermesi gerekmektedir. Gerilimden beslenen odak ve çevreler 7 Haziran’da millet tarafından ikaz edilmiştir. Türk milleti tek adamlık zihniyetini kızağa çekmiştir. Yalan ve iftira ile temellenen siyasi üslup kesin bir darbe almıştır. 7 haziran ile demokrasi nefes almıştır. siyasetteki alternatifsizlik rafa kaldırılmıştır.

Türk milleti MHP’ye ana muhalefet görevi vermiştir. Bize verilen ana muhalefet görevi koalisyon arayışlarına karşı durmak demek değildir. 46 yılık mazimizi hiçe sayarak temel görüş ve eleştirilerimizi sırf koalisyon için görmezden geleceğimizi bekleyenler beyhude bir çaba içindedir. Mili duruşumuzdan taviz verirsek bunu bize gönül veren milyonlara anlatamayız. Kötümser olmaya karamsarlık aşılamaya kimse tevessül etmemelidir.

Karanlık kampanyalarına arasından sıyrılarak verdiğimiz mücadele sonucu bugün MHP TBMM’de 80 vekil ile temsil edilmektedir. İç ve dış uzantılı siyasi tanzim ve planları görüyoruz. Partimizi hedef alan siyasi mühendisliği fedakarca görev yapan teşkilatımız elinin tersi ile itmiştir. Yandaş medyanın tezvirat ve tuzaklarını yararak iktidarın kullandığı devlet imkanlarına göğüs gererek TBMM’ye geldiniz.

Partimizin aldığı sonuçları eleştiren bazı mihraklar türemiştir ki bunların milliyetçi harekete ne katkı sağladığını sormak gerekir. Bizler reel politik bir disiplin içinde her eleştiriyi dinlemeye ve sonuç çıkarmaya hazırız. Ama bunun siyasi vicdana uygun olmasını bekleriz. Partimiz üzerinde oynanan oyunları unutmayız. Koltuk hevesiyle inançlarımızı pazarlık konusu yapmayız.

Türkiye AKP’nin neden olduğu tahribatın sancılarını yaşamaktadır. MHP’nin tutumunu gizli niyetleri için fırsat zannedenlerin bu eğilimlerini bir kez daha gözden geçirmelerini istiyorum. MHP’nin uzlaşmacı tavrı üzerinden yıkıcı faaliyetlere meşruiyet kazandırılması durumunda en sert cevabı yine MHP verecektir. Cumhuriyetin kuruluş ilke ve yapısını tartışmaya açmanın, etnik köken tartışmaları başlatmanın bize göre adı ihanettir.

“TÜRKİYE AYRILIK KABUL ETMEYEN BÜTÜNDÜR”

Türkiye Cumhuriyeti adıyla ve üniter devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde kurulmuştur. Başkentimiz Ankara, dilimiz Türkçe bayrağımız al bayrak olduğu Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tektir ve üniter bir devlettir. Türk milleti ayrılık kabul etmeyen bir bütündür.

“SORUNU ÇÖZMEK İÇİN İKİ YÖNTEM MEVCUT”

Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandağı temeller tek bayrak tek devlettir. Bunlar milliyetçi hareketin varlık nedenidir. Bizim uzlaşmamızın ana omurgası ancak bunlarda uzlaşma ile olur. Dağılmada, parçalanmada mutabakat aranması asla ve asla mümkün değildir. Mevcut anayasa içinde iktidar sorununu çözmek için iki yöntem mevcut. Bunlar da azınlık ya da koalisyon hükümetleridir.

Çok partili sistemlerde yaygın olarak koalisyon hükümetleri temsil edilmektedir. Koalisyon iki veya fazla partilerin, bir protokolle anlaşmayla yürütme yetkisini paylaşmayı ifade etmektedir. Üç temel bakış açısında yaklaşmakta büyük fayda vardır. Birincisi, dünyanın içinde bulunduğu şartlar, uluslararası sistemde meydana gelen değişiklikler, bölgesel ölçekte yaşanan sıcak gelişmelerdir. İkincisi, iç siyasi dinamiklerin seyri ve ana muhtevasıdır. Üçüncüsü ise, aziz milletimizin tercihiyle birlikte toplumsal taleplerin yön ve çerçevesidir.

Sosyal zeminden kopuk bir siyaset olamayacağına göre, kurulacak her hükümet bu üç faktöre dayalı olmak durumundadır. Siyasi hedefi müktesebatı ve ana fikri pek farklılık göstermeyen, koalisyona vücut vermeleri hem ülke menfaatleri hem istikrar açısından elzemdir. AKP tek başına iktidar olma vasfını kaybetmiştir. Türkiye’nin önüne koalisyon zorunluluğu çıkmıştır. Artık siyasette yeni bir durum vardır. Bundan sonra ülkemizin koalisyon hükümetlerine alışması lazımdır. Siyasi tarihimizdeki tecrübeler yeteri düzeyde vardır ve ortadadır.

Genel seçimin sonuçları belli olduğu andan itibaren görüş ve düşüncelerimizi açıklamıştık. MHP’nin tecelli eden milli iradeyi nasıl yorumladığını gözler önüne sermiştir. Uyum ve işbirliği temelinde bina edilmesini dikkate aldığımızda, ilk formül AKP ve HDP’nin bir araya gelmesi akla en yatkın seçenektir. Toplam 338 kişilik vekil sayısı, belirledikleri siyasi amaçları için

Çözüm isimli ihanet sürecinde aynı kareye girmişlerdir. Oslo’dan İmralı’ya terörle müzakerelere birlikte omuz vermişlerdir. 28 şubat 2015 günü İmralı canisinin 10 maddelik ihanet metnini beraberce onaylamışlardır. Çözüm isimli ihanet sürecinin amaç kapsam ve uygulamasını aşama aşama görmek bizlerin ve aziz milletimizin en doğal hakkıdır.

MADEM ÇÖZÜM SÜRECİ HER ŞEYDEN ÖNEMLİ!..

Madem çözülme süreci her şeyin önündedir, madem Erdoğan çözüme başını koyacak kadar inanmıştır, o zaman AKP ile HDP’nin önüne geçen yoktur. Eğer samimiyseniz, yürekliyseniz işte size fırsat işte size imkan. Haydi durmayın beklemeyin çözüm koalisyonunu kurun da görelim. Bu 63’lükler niçin konuşmaz? 12 kötü adam Abant toplantılarında boy gösteren, sözde yazar ve gazeteciler nerelerdedir? Bunlardan niçin ses çıkmaz? Çözüm şakşakçıları, çözüm baronları, kiralık kalem ve zihniyetleri konuşmak için daha neyi beklemektedir? AKP ile HDP arasında çoktandır fiili koalisyon zaten vardır. O zaman beraberliklerini bir koalisyon protokolüyle tescillemeleri, makul ve yerinde olacaktır.

MERAKIMDAN SORUYORUM KILIÇDAROĞLU!

AKP ile HDP ayak sürmeyi tercih ederlerse, Türkiye seçeneksiz değildir. AKP HDP olmazsa, toplam yüzde 65,82 oy oranı 382 milletvekiliyle, AKP CHP koalisyonu kurulabilecektir. CHP genel başkanı, hükümete açık kapı bırakmıştır. AKP genel başkanı atılan pası almıştır. Zeytin dalları ile AKP ile CHP arasındaki buzlar eritilmeye başlanmıştır. Seçim beyannameleri birbirine benzeyen bu iki partinin koalisyonda buluşmaları da Türkiye’nin de hayrına olacaktır. Küresel sermaye göz kırpmaktadır. İş alemi koalisyon tembihinde bulunmuştur. ABD ve AB ise bu ortaklığa dünden razıdır. CHP genel başkanı, AKP dışındaki koalisyon seçeneklerini sıfırlayarak kendi önünü açmıştır. Koalisyonun kurulması da an meselesidir. Sayın Kılıçdaroğlu, şahsıma Başbakanlık teklifinde bile bulunmuş, bizi HDP ile yan yana koymuştur. Merakımdan soruyorum Kılıçdaroğlu? Başbakanlık makamına şahsıma lütfetme yetkisini kimden ve nasıl almıştır? Milletin bize vermediği yetkiyi Sayın Kılıçdaroğlıu nasıl sunmaktadır? Tuzak kuracak başka parti bulamamıştır da gözünü bize mi dikmiştir?

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 19

Yetkili Gümrük Müşavirleri’nin yetkileri tekrar alındı. İGMD Başkanı Keskin, “Konu kan davasına çevriliyor” dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın dünkü ‘Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’i gümrükçülerde deprem etkisi yarattı. Danıştay kararı ile görevlerini, yetkilerini kurtardıklarını düşünen yüzlerce gümrük şirketi ile 4 bin gümrük müşaviri, dün “yetkili gümrük müşavirliğini (YGM) kurum olarak kaldıran” yönetmelik sürprizi ile karşılaştı. Son bir yıl içinde “tebliğ, genelge, mahkeme kararı, yeni yönetmelik” derken tekrar başa dönülmüş oldu. İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği, dün bütün gün toplantı yaptı. Diğer 4 dernekle görüşmeler yapıldı. Alınan karara göre İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Mersin gümrük müşavirliği dernekleri yeni yönetmeliği de Danıştay’a götürecek.

ZEHİRLİ AYAKKABIDAN SONRA

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2014’te Kaçak et, sağlığa zararlı ayakkabı gibi bazı olaylardan sonra tebliğ çıkararak YGM’lerin antrepolarda giriş çıkış kontrolü ve gümrük işlemi ile ilgili yetkilerini almak istemişti. Beş gümrük müşavirleri derneği tebliğ hakkında da dava açmış, Danıştay 15’inci Daire yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Tebliğin esastan görüşülmesi daha sonuçlanmadan 19 Haziran’da bakanlık bu kez bir genelge çıkararak, YGM’lerin yanına gümrük memurları verilmesini öngörmüştü.

Dün ise yönetmelik sürprizi geldi. Gümrükçülere göre yeni yönetmelik; Yeminli Gümrük Müşavirliği kurumunu ortadan kaldırıyor. Bu kurumların her biri bir şirket. Yönetmeliğin 3 ve 4’üncü maddeleri “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği” (YGM) işlevlerinin idareye ve idare memurlarına devrini öngörüyor. Yönetmeliğin 3. maddesinde eski yönetmeliğe atıf yapılarak “Yönetmeliğin 207’nci maddesinin 4. fıkrasında yer alan ‘yetkilendirilmiş gümrük müşavirince düzenlenecek rapora istinaden’ ibaresi ‘Gümrük idaresince’ olarak değiştirilmiştir”; 3. maddesinde de benzer şekilde, “332’nci maddesinin 2. fıkrası, 520’nci maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi ve 521’inci maddesinin 2. fıkrasında yer alan ‘yetkilendirilmiş gümrük müşaviri’ ibareleri ‘gümrük memuru’ olarak değiştirilmiştir” diyor. Bu ibareler, yönetmelikle YGM’lerin kurumsal varlığının bitirildiği şeklinde yorumlanıyor.

BİR AY SONRA BİNLERCE KİŞİ İŞSİZ

İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği Başkanı Serdar Keskin’e göre sistemi kaos bekliyor. Çünkü YGM kurum olarak kaldırılıyor. Bir ay içinde bin 400 civarında antrepo ile çalışan yüzlerce şirket işten çekilirken buralara bin 400 civarında memur atanması isteniyor. Serdar Keskin, şöyle konuştu:

“KAN DAVASI HALİNE GETİRİLDİ”

“Danıştay’ın gerekçeli kararı yayılandı. Bakanlık bundan sonra genelgeyle YGM’lerin yanına memur konulmasını öngördü. Bunu da yargıya götürecektik ama bu Sabah yönetmelik sürprizi oldu. Yönetimi topladık. 5 dernek görüştük. Yine dava açacağız. Bakanlık konuyu kan davası haline getirdi. Geçici hükümet cari işleri yapar. Yapılan şey Danıştay kararını yok saymak. Uymam diyor. 30 gün süre vermiş. YGM’lerin antrepolarla anlaşmaları var. Bazıları bir yıllık, bazıları 4 yıllık.

30 GÜNDE BİTİR

Bu sözleşmeler devletin mevzuatına göre yapılmış. Şimdi 30 günde bitir diyor. Bunun neresi hukuk? Antrepolarda gümrük işi yapanlar ayrı tüzel kişiliktir, şirkettir. 4 bin kişi çalışıyor. Şimdi işleri ellerinden alınmış oluyor. 6.5 milyon beyanname işlemi yapılıyor. 3–5 tanesi sorunlu çıkmış diye bir kurum kaldırılır mı? Birkaç hayali ihracat olayı oluyor diye YMM’leri kaldırmak mı gerekir?”

“DANIŞTAY’IN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VAR”

Gümrük Müşaviri, DÜNYA gazetesi Yazarı HASAN Akdoğan da ‘kaos’ uyarısı yaptı. Akdoğan şunları söyledi: “YGM sistemi 2008’de geldi. Memurlar antrepolardan çekildi. Bakanlık 2014’te tebliğ değişikliğine gitti. YGM’lerin yetkilerini yeniden tanımlıyorum derken aslında kaldırdı. Antrepolarda YGM yanına memur görevlendirdi. Danıştay’a iptal davası açıldı. Danıştay yürütmeyi durdurdu. 2014’ün sonunda durum buydu. Danıştay yürütmeyi durdurduğuna göre eski yani önceki sistem yürürlükte. Şimdi Danıştay kararını ortadan kaldırmak için tebliğle uğraşmayı bıraktı yönetmelik değişikliğine gidiyor. YGM’ye atıf yapan bütün kavramları çıkarmış. YGM olma niteliklerini, sorumluluklarını, disiplin cezalarını hepsini ortadan kaldırdı. Dolayısıyla nitelikleri, yetkileri belli olmayan YGM’lerin tebliğe göre görev yapması imkansız hale getirildi. 1 ay sonda 4 bin kişi resmen işsiz. Danıştay kararını tanımıyor. Kaos olur. Tam anlamıyla kaos olur. YGM sistemi oluşturulmasına gerekçe olan bütün sakıncalar geri dönecek. 1.400 antrepo var. Bunlara memur atanacak. Şimdi antrepolar memur peşinde koşacak. YGM sisteminden rahatsız olan antrepo sahibi de yok. Sistem geliştirilmesi gerekirken kaldırılıyor. Kaçak et mazeret değil. Antrepoyu memur kontrol edince olmuyor mu?”

YGM’LERDE BİR DÖNEMİN SONU

29.05.2008 tarihli Gümrük Genel Tebliği (Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği) Seri No:1, özellikle antrepo işleyiş sisteminde önemli değişiklikler getirdi. Öncesinde maaş, mesai, yolluk ve diğer ihtiyaçları antrepo işleticisi tarafından peşinen karşılanan memurlar tarafından yürütülen antrepo işlemleri YGM’lere geçmiş oldu. Uzun bir süre de böyle devam etti. 2.12.2014’te Gümrük Genel Tebliği Seri No:5 ile YGM’lerin yetkileri neredeyse sıfırlandı.

“SPESİFİK OLAYLARIN ETKİSİ OLDU”

Bu düzenlemede o dönem antrepolar hakkında gazete manşetlerine konu olan spesifik olayların bir etkisi olmuştur. Elbette ki gümrük antrepo rejimi ve bu rejimin etkin çalışmasının önemli aktörü olan YGM sisteminde, gümrüklerin diğer sisteminde olduğu gibi aksamalar vardır, olacaktır da. Önemli olan aksamayı tespit edip cezai müeyyideye tabi tutarak benzer durumların önüne geçmektir. O dönem için medyadan takip ettiğimiz kadarıyla “antrepolarda usulsüz bir şekilde eşyaların değiştirildiği, farklı nitelikte eşya giriş-çıkışı yapıldığı” konularını okuduk. Ama biz biliyoruz ki bu haberler YGM sistemine geçilmeden önce de vardı, etkin bir takip ve denetleme sistemi olmazsa sonrasında da olması muhtemeldir.

“BİTİRME NOKTASINA GETİREN TEBLİĞ”

YGM’lerin mesleki yaşamları ile ilgili alınan ve neredeyse mesleklerini bitirme noktasına getiren tebliğ için Danıştay’a açtıkları dava sonuçlanmış ve Danıştay 15.Dairesi 2014/9839 Esas kararı ile yürütmenin durdurulması yönünde karar vermiştir. Bütün bu yaşanan süreçten sonra bugün yeni bir yönetmelik değişikliği yayımlandı. Altı ay öncesinde yayımlanan ve Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verdiği düzenleme daha ağır bir şekilde yönetmeliğe girdi.Altı ay öncesinde üzülerek ve tedirgin olarak “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği bir dönemin sonu mu? başlığı ile verdiğimiz haber bugün “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği bir dönemin sonu” başlığı ile çıkıyor.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 21

HDP’li Sırrı Süreyya Önder, erken seçim olasılığını ve sonuçlarını değerlendirdi. Habertürk’te Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programınnın konuğu, HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’di.

Sırrı Süreyya Önder, olası bir erken seçimde yüzde 20’nin altına düşmeyeceklerini söyledikten sonra, MHP hakkında da bir öngörüde bulundu. Önder, “bir erken seçim olursa ve MHP bu tutumunda ısrar ederse baraj altında kalır” dedi.

“EKMELEDDİN BEY’E OY VERECEĞİZ DİYE AÇIKLAMA YAPSAK…”

“Liseli çocuklar spekülasyon yapıyorlar sosyal medyada, ben de onlara istinaden söyleyeyim. Şimdi biz yarın ‘Ekmeleddin Bey’e oy vereceğiz’ diye açıklama yapsak, Bahçeli herhalde Ekmeleddin Bey’i partiden ihraç eder. Bu mantık mı? Bu söylem mantıklı mı?

“SON DAKİKAYA KADAR KARAR ALMAYACAĞIZ”

“HDP, Deniz Baykal’ı destekleme kararı aldı” iddiası sorulan Önder, “Henüz böyle bir karar almadık. Baykal’ın başkanlığına mani olmayalım. Son dakikaya kadar karar almayacağız. Zaten karar alınamaz ki. Bu milletvekillerinin özgür iradesiyle yapılan bir şey. Mesela bugün bize 2 tane fazladan, muhtemelen CHP’li iki arkadaşımız bizim başkan adayımıza oy verdiler. Bir grup kararı alınamadığı için milletvekilinin özgür iradesi varsa kimi istiyorsa ona verir” ifadelerini kullandı.

SINIRDA NELER OLUYOR?

Önder, Suriye sınırında yaşananlara ilişkin de şunları söyledi:

Kim Suriye ile savaş istiyorsa, en öne kendi evladını koysun. Ortada gerekçesi yokken savaş olmamalı. Meclis’ten bir karma bir heyet kuralım gidelim bölgeyi inceleyelim. IŞİD 1 yıllık örgüt, PYD ise 40 yıllık halk örgütlenmesidir. Türkiye PYD ile inkar ettiği hısımlığını baz almalıydı. Ülkeyi savaşa sokmak bu hükümetin hakkı da haddi de değildir.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 20

Devlet öylesine tuhaf bir vergi alıyor ki biz tüm dünya vatandaşlarından daha da pahalıya konuşuyoruz yurtdışına çıkınca.

Yurtdışına çıkmış olanlar bilir. Vize alma sıkıntısı yanında bir de insanı akıl almaz faturalarla karşı karşıya bırakabilen cep telefonu uluslararası dolaşım ücreti kabusu mevcut. Dolaşım sırasında gittiğiniz ülkede telefon numaranızı tanımladığınız operatöre ödenen konuşma, SMS ve internet ücretleri sadece biz değil tüm dünya vatandaşları için ciddi bir problem. Ancak bu büyük problem 2017 Haziran’ında en azından Avrupa vatandaşları için ortadan kalkıyor.Avrupa Parlamentosu uzun süredir görüşmelerini sürdürdüğü uluslararası dolaşım konusunda bir mutabakata ulaştı. Buna göre belirtilen tarihten itibaren Avrupa Birliği sınırları içinde seyahat eden Avrupa Birliği vatandaşları artık ülkelerinde kullandıkları tarife data, konuşma ve SMS olarak neyi kapsıyorsa aynen kullanmaya devam edecekler.

BİZDE DURUM İÇLER ACISI

Bu gerçekten müthiş bir haber. Bizde ise durum içler acısı. Devlet öylesine tuhaf bir vergi alıyor ki biz tüm dünya vatandaşlarından daha da pahalıya konuşuyoruz yurtdışına çıkınca. Yurtdışında yabancı operatörler üzerinden yaptığımız ve parası o operatöre ödenen bağlantılarımız üzerinden de vergi alınıyor. Yani bir anlamda yurtdışında alışveriş yapıp Türkiye’ye de vergi veriyoruz. Avrupa Birliği vatandaşları için harika bizim içinse iç burkucu bir haber bu…

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 20

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Yunanistan’ın uzun vadeli kredi notunu “CCC”den “CC”ye düşürdü.

Fitch Ratings’ten yapılan yazılı açıklamada, ülkenin kredi notunun indirilmesine gerekçe olarak, Yunanistan hükümeti ve resmi kreditörleri arasındaki müzakerelerin durma noktasına gelmesi gösterildi.

Bu durumun, Yunanistan’ın devlet tahvillerini de içeren borç yükümlülüklerini yerine getirememe riskini ciddi derecede yükselttiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Şu anda hükümetin özel kreditörlere olan kamu borcunu ödeyemeyerek, temerrüde düşmesinin muhtemel olduğunu düşünüyoruz. Son günlerdeki olaylar, bizi anlaşmanın mali program geçerliliğini yitirmeden sağlanacağına ilişkin temel senaryomuzdan uzaklaştırdı” Kuruluş tarafından Yunanistan’ın uzun vadeli kredi notu “CCC”den “CC”ye düşürüldü.

S&P DE DÜŞÜRMÜŞTÜ

Bir diğer kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) da Yunanistan’ın kredi notunu dün “CCC”den “CCC-“ye indirmişti. Yunanistan’ın kredi notu şu anda her iki derecelendirme kuruluşunun da “yatırım yapılamaz” ya da “çöp” olarak belirlediği not seviyelerinin daha da altında bulunuyor.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 20

Kick Boks Şampiyonu H.A. (36) ve eşi E.A(38), Almanya’da yaşayan fantezi müzik sanatçısı B.D. (33) hakkında 2014 yılında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu.

E.A. şikayetinde, B.D.’nin eşinin sevgilisi olduğunu, ilişkilerine ilişkin fotoğrafları kendisine atarak huzur ve rahatını bozduğunu iddia etti.

H.A. da “B.D. ile birlikte oldum. Benim görüntülerimi bilgim dışında çekip eşime gönderdi ve internette yayımladı” dedi.

B.D. ise savunmasında “2011 yılında Almanya’da iken karısı beni arayıp eşinin nerede olduğunu sormuştu. Ben de uyurken olan resmini o an çekip gönderdim” dedi. Genç kadın hakkında iddianame hazırlayan savcılık 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Bakırköy 25 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada B.D., çift ile anlaştığını dile getirdi. E.A. ve H.A. çiftinin de şikayetlerinden vazgeçmesi üzerine mahkeme, davanın düşürülmesine karar verdi.

Haber Kaynağı: Rahatsız

    0 25

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verdiği iftar yemeğine iktidarının ilk döneminde Yüce Divan’a gönderdiği eski Başbakan Mesut Yılmaz’ı davet ederek önemli bir siyasi mesaj verdi.

    Erdoğan’ın, genel seçim sonrasında CHP milletvekili ve eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile yaptığı görüşmenin ardından Yılmaz’ı Saray’a daveti, Cumhurbaşkanı’nın seçim sonrasına ilişkin stratejileri çerçevesinde siyasetin psikolojik boyutu ile ilgili ikinci bir hamle olarak yorumlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Saray’ında bu akşam, 528 eski milletvekiline iftar yemeği verdi. Yemekte AKP’nin yanı sıra DYP, ANAP ve Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nden çok sayıda eski milletvekili davetli idi.

    DSP’den Hakan Tartan da davetliler arasında yer aldı. Davete katılan eski milletvekillerin çoğu sağ parti mensubuydu. Davetliler arasında dikkat çeken eski milletvekillerinin bazıları şöyle: Bülent Arınç, Ekrem Pakdemirli, Yıldırım Akbulut, Işın Çelebi, Hakan Tartan, Erdoğan Bayraktar, Mehmet Ali Şahin, Tayyar Altıkulaç, Köksal Toptan, Hasan Celal Güzel, Bülent Akarcalı, Lokman Ayva, Necati Çetinkaya, Nimet Çubukçu, Mehmet Keçeciler, Suat Kılıç, Faruk Koca, Atilla Koç, Recai Kutan, Rıfat Sait, Oltan Sungurlu, Kürşat Tüzmen, Hayati Yazıcı, Mesut
    Yılmaz, Ali Babacan ve Hasan Aydın.

    MESUT YILMAZ’I YÜCE DİVAN’A SEVKETMİŞTİ

    Davetliler arasında eski ANAP’lı başbakanlardan Mesut Yılmaz ile Yıldırım Akbulut’un yer alması sürpriz olarak görüldü. Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde Erdoğan, İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı idi. Ve bu iki ismin yıldızları siyasette barışmamıştı. Erdoğan, 2004 yılında çoğunluğu Ak Partili milletvekillerinin oyuyla TBMM kararıyla eski Devlet Bakanı Güneş Taner’le birlikte Yılmaz’ı Yüce Divan’a sevk etti. Yılmaz, ‘Türkbank ihalesini kimin alacağına müdahale etme’, ‘ihalesi sürecinde malın satımında ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri’ ve bu yolla ‘kendisine bağlı bir medya gücü oluşturma’ iddialarıyla suçlanıyordu. Yüce Divan’daki yargılamada beraat kararı çıkmadı ancak “Rahşan affı” gerekçe gösterilerek, haklarındaki hüküm ertelendi. Yılmaz, Cumhuriyet tarihinde Yüce Divan’da yargılanan ilk başbakan oldu.

    Sadece Erdoğan Bayraktar davetliydi

    17 – 25 Aralık soruşturmalarının ardından Meclis’te dönemin bakanları Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan hakkında soruşturma komisyonu kurulmuştu. Bu bakanlar içinde sadece Erdoğan Bayraktar’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki davetliler arasında yer alması dikkat çekici idi.

    Haber Kaynağı: Rahatsız