18 Nisan 2015, Cumartesi

0 29

Yılda 8 milyon paket prezervatifin satıldığı Türkiye’de pazarın büyüklüğü 90 milyon lira. Eczacıbaşı Girişim Pazarlama Müdürü Aslı Biçer, pazarın her yıl yüzde 7 büyüme gösterdiğini belirterek, “Son yıllarda belirli iyileşmeler olmasına rağmen daha gidilecek yol var. ‘Bana bir şey olmaz’ görüşü hala yaygın”” diye konuştu.
Hürriyet’ten Mesude Erşen’ın haberine göre Türkiye’de yılda yaklaşık 91 milyon adet prezervatif satılırken 5 milyon düzenli prezervatif kullanıcısı bulunuyor. Eczacıbaşı Girişim Pazarlama Müdürü Aslı Biçer 15-45 yaş arasında 33 milyon potansiyel prezervatif kullanıcısı bir kitle olduğunu belirterek “En çok tercih edilen doğum kontrol yönteminin geri çekilmesi olması, cinsel hastalıklardan korunma bilincinin yeterince gelişmemesinin kullanıcı oranının artmamasında payı büyük” dedi.

KURTARICI İSTASYONLAR

Türkiye’deki yıllık 90 milyon liralık prezervatif pazarında, toplam 8 milyon paket (91 milyon adet prezervatif) satıldığını belirten Biçer, “40’ın üzerinde markanın bulunduğu pazarda, prezervatif adetinde yılda yüzde 7’lik bir büyüme var. Prezervatiflerin yüzde 67’si marketlerde, yüzde 30 eczanelerde, yüzde 3’ü de benzin istasyonlarında satılıyor. 24 saat açık istasyonlar kurtarıcı gibi görülüyor. En fazla satış yüzde 45 ile Marmara Bölgesi’nde gerçekleşiyor” diye konuştu. Yurtdışı pazarlarında en çok ince prezervatifler tercih edilirken, Biçer’in verdiği bilgilere göre Türkiye’de performans kaygısı ağır basıyor ve boşalmayı geciktirme iddiasındakiler en tepede yer alıyor.

AŞKTA YERİ YOK

Her yüz kişiden 80’inin prezervatifi bildiğini, 18-40 yaşları arasındaki kişilerin yüzde 80’inin cinsel hayatı bulunduğunu söyleyen Biçer, “İlk cinsel deneyim yaşı 18-24 arasında yüzde 57, 18 yaş altında ise yüzde 36. Buna karşılık 18-40 yaşındaki cinsel aktiflerin sadece yüzde 10’u prezervatif kullanıyor. Her 10 seksten ortalama 7’sinde prezervatif takılıyor” dedi. Erkeklerin prezervatiften kaçınmasında en büyük bahanelerinin hissiyatın azalması ve konsantrasyonun bozulması olduğunu belirten Biçer, “‘Prezervatif paralı sekste kullanılır, aşkta yeri yoktur’ görüşü, doğum kontrol ve hastalıklarla ilgili az veya eksik bilgi, satın alırken utanma, kaçınma da diğer etkili faktörler. Son yıllarda belirli iyileşmeler olmasına rağmen daha gidilecek yol var. ‘Bana bir şey olmaz’ görüşü hala yaygın” dedi.

SATIŞIN YÜZDE 5’İ ONLİNE

Aslı Biçer e-ticaret üzerinden satışın henüz yeni olduğunu belirterek kendilerine özel bir satış kanalları bulunmadığını belirtti. Biçer şu bilgileri verdi: “Hepsiburada.com, prezervatifal.com gibi alışveriş sitelerinden ürünlerimizin sanal satışını gerçekleştiriyoruz. Toplam satışımızın yüzde 5’i şu an internetten. Bu kanal bizim için, direk ulaştığımız benzinlikten daha büyük bir kanal ve hızla büyüyor. Sanal alışverişle prezervatif almak şu an mümkün ve daha da yaygınlaşacak. Ancak markalar ya da şirketler sanal kanalda farklılaşmayı başarabilmek için ürün portföylerinde yeniliklere gidecekleri gibi tüketicinin satın alma davranışını iyi analiz ederek farklı alıveriş deneyimi yaşatmak yönünde de çalışacaklar. Örneğin satın alırken utanan tüketiciler için üzeri yazısız bir kolide ürünün teslim edilmesi ya da acil durumlar için belli bir saat aralığında, mesela 1 saatte ürünün kapıda olması gibi.”

KADINI DA KAPSAMAK LAZIM

Daha önce tamamen farklı hedef kitlesi olan markalarla çalışan Aslı Biçer, erkeklere yönelik ürünün tamamen farklı bir deneyim olduğunu kaydetti. Hedef kitle erkek kullanıcı olsa da satın alma kısmından başlayarak bir çok aşamada kadını işin içine katmak gerektiğini belirten Biçer, “Yaşadığım en büyük zorluklardan biri tüketici iç görüsüne ulaşmak. Önceki kategorilerimde çevremdekilere ‘hangisinden memnun kaldın, neden, ürünü kullanırken ne oldu, bu ürünü vereyim dener misin?…’ gibi her türlü kullanıcı deneyimini detaylı sorabiliyordum. Bu kategori içinse zorlanıyorum. Yaptığım işin ne olduğunu soranlara cevap verdiğimde yüzlerinde muzip ve utangaç gülümseme belirse de merak ettiklerini sormaktan kendilerini alamıyorlar” dedi.

‘GECİKTİRİCİLİ CİRONUN KRALI’

* Kullanıcıların yüzde 88’i prezervatif alımından kendisi sorumlu, yüzde 61’i çekinmeden satın alıyor.
* Pazarın yüzde 18’ini klasik ürünler oluşturuyor. Klasikleri yüzde 17 ile geciktiricili ürünler ve yüzde 15 ile ince ürünler takip ediyor.
* Geciktiricili ürünlerin fiyatları daha fazla olduğundan ciro bazında pazarın hakimi yüzde 23 ile geciktiricili ürünler.
* 18-40 yaşları arasındaki kişilerin yüzde 80’inin cinsel hayatı var. Bunların yüzde 10’u prezervatif kullanıyor.
* Bahardan yaza geçiş, yazın ve yılbaşı gibiözel günlerde pazarda hareketlilik yaşanıyor.
* Tüketicilerin yüzde 88’i alışverişi kendisi yapıyor. Yüzde 61’i de çekinmeden alıyor.
* Prezervatiflerin yüzde yüzde 70’ini erkek kendi satın alıyor.
* Erkek ve kadın beraber karar verenlerin oranı yüzde 20. Yüzde 10’unu da da kadın satın alıyor.

ERKEKLERİN DERDİ PENİS BOYU

Türkiye’nin ilk cinsel sağlık platformu olan ALOOKEY, 2001 yılından beri TAPV (Türkiye Aile Planlama Vakfı) ile ortak yürütülen bir proje. 4446539 no’lu telefon ve http://www.alookey.com internet aracılığıyla cinsellikle ilgili sorular yanıtlanıyor. 2001’den bu yana 634 bin 434 kişi hattan destek aldı. Geçen yıl hattı arayanların sayısı 16 bin 220 kişiydi. Bunlardan 5 bin 160 kişiye birebir danışmanlık verildi. Danışmanlık verilenlerin yaklaşık yüzde 30’u kadın, yüzde 70’i erkek oldu. 1711 kişinin soruları da www.alookey.com sitesi aracılığıyla yanıtlandı. Kadınlar en çok menopoz ve ağrılı cinsel ilişki konularını, erkeklerse penis boyunu danıştı. Erkeklerin penis boyu hakkındaki sorularının referansı, izledikleri filmler ve arkadaşlarının söylemleri oldu. Bu sebeple, ideal penis boyu en çok sorulan sorular arasında yer aldı. Yine erkeklerin arama nedenleri arasında erken boşalma ve sertleşme problemleri bulunuyor. Kadınlara ait bir sorun olan vajinusmus hakkındaki sorular da daha çok erkekler tarafından soruldu. Çoğunlukla yeni evlenenler veya balayında olan kişiler bu konuda soru sordu. Yine kadınlara ait kızlık zarı soruları (şekil, kalınlık, bakirelik gibi) erkeklerden geldi. Geçtiğimiz yıl, önceki yıllara göre iki büyük şehir İstanbul ve İzmir’den gelen arama sayılarında yüzde 30 artış görüldü. İstanbul ve İzmir’i Ankaratakip etti. Geçtiğimiz yıl hattı hiç aramayan iller ise Muğla, Muş, Rize, Sakarya ve Samsun.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 33

Tiyatrocu ve Türk sinemasının en ünlü seslendirme sanatçılarından Nevin Akkaya hayatını kaybetti. Akkaya pek çok filmde Türkan Şoray’ın seslendirmesini yapan isimdi.

1919 doğumlu sanatçı Türkan Şoray’dan Hale Soygazi’ye, Neriman Köksal’dan Arzu Okay’a kadar çok sayıda sanatçıya sesiyle hayat vermişti. Türkan Şoray’ın 50’den fazla filminde Akkaya’nın imzası var.

Akkaya’nın cenazesi salı günü saat 10.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılacak törenin ardından Teşvikiye Camii’den sonsuzluğa uğurlanacak.

NEVİN AKKAYA KİMDİR?

1937 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi. Muhsin Ertuğrul’un kurduğu Küçük Sahne’de (1951-52). 1959’da Kent Oyuncuları’nda sahneye çıktı. 1952’de Tarık Gürcan ile evlenerek tiyatroyu bıraktı. Birçok sinema sanatçısını seslendiren Akkaya 1960’tan sonra yalnızca seslendirme çalışmaları yaptı. 1990’lara kadar seslendirme çalışmaları yapan Akkaya, 500’e yakın filmde seslendirme yaptı.

2007 yılında 10. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kapsamında, kendisine Bilge Olgaç Başarı Ödülü verildi.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 36

İsmi, Kabataş’ta yarıçıplak erkeklerin fiziki saldırısına uğradığını iddia eden Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun gelini Zehra Develioğlu ile yaptığı röportaj ile özdeşleşen Star gazetesi yazarı Elif Çakır’ın twitter hesabından yaptığı paylaşımlar sosyal medyayı salladı.

Elif Çakır’ın Twitter hesabından “Yanıldım. Gaflete düştüm. Olmamışa, oldu dedim. Görmediğime, gördüm dedim. Erdemlilik yolundakiler, beni bağışlayabilecek misiniz?” şeklinde mesajlar paylaşılması şaşkınlık yarattı. Gerçek ise kısa sürede anlaşıldı. Çakır’ın hesabının hacklendiği ortaya çıktı.

“Vicdânımızı üç kuruşluk dünyâ hayâtına sattık”

İşte Çakır’ın hesabını hackleyenleri yazdıkları…

“Yanıldım. Gaflete düştüm. Olmamışa, oldu dedim. Görmediğime, gördüm dedim. Erdemlilik yolundakiler, beni bağışlayabilecek misiniz?
Baskı ile zulm ile iktidârı ele geçirmek ve iktidârın sürmesi için her türlü cebrî yola başvurmak bizi erdemli mi kılacaktı? Yozlaşmış bir iktidâra muhâlefet etmek erdemli kimsenin nâmûs borcudur.
Biz başımızı kapatınca, nâmûslu kimseler olduğumuzu zannettik. Sözde ahlâkı savunmak adına, erdemsizliğin en dibine asıl biz battık. Vicdânımızı üç kuruşluk dünyâ hayâtına sattık.

Allâh’a inananlar ile Gök Tengri’ye inananları veyâhûd hîçbir dîne inanmayanları birbirlerine düşmân kılarak mı erdemli olacağız? İhtirâsımıza yenilerek kandaşı kandaşa düşürdük Ya bunun hesâbını, kâinâtın en büyük yargıcı olan erdemli vicdânın önünde nasıl vereceğiz? Ahmak yığınları, hakîkate değil kudrete tapar. Ahmak yığınlarının nabzına göre şerbet vermek bizi kudretli kıldı.

Kudretlendik, dalkavuklarımız arttı. Peki bu bizi erdemli mi kıldı? Hangi kudret yozlaşmış bir zihniyetin; erdemli kimselerin vicdânında tutunmasını sağlayabilir? İşte bu yuzden: #Erdemlilik kazanacak.”

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 28

İş güvenliği paketi Meclis’ten geçti, prim borcu olan 1.3 milyon Bağ-Kur’luya dondurma imkanı geldi. Borçlar silinecek, hizmet süresi askıya alınacak. Bu kişiler ve aileleri sağlıktan yararlanmaya başlayacak, prim günü yetiyorsa emekli olabilecek.

Toplumun her kesiminden milyonlarca kişinin beklediği iş güvenliği tasarısı Meclis’ten geçti. Getirilen düzenlemelerden birisi, prim borcunu yapılandırmayan 1.3 milyon Bağ-Kur’luyu ilgilendiriyor. 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin borcu olan Bağ-Kur’lulara dondurma imkanı geldi. Bu kişilerin borcu silinecek, bu dönemdeki hizmet süresi askıya alınacak. İhtiyaç duyulduğunda bu süre canlandırılabilecek. Borçlu Bağ-Kur’lular ve aileleri sağlıktan yararlanmaya başlayacak, prim günü yeten emekli olabilecek.

3 AYLIK SÜREÇ

Bağ-Kur’lu esnaf ve çiftçilerden, bu düzenlemenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu prim borçlarını 3 ay içinde ödememeleri veya yapılandırmamaları halinde; prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla sigortalılığı durdurulacak. Prim ödemesi bulunmayanların ise tescil tarihi itibarıyla durdurma yapılacak. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyecek.

GSS ÖDEMESİ DE YOK

Bu kişilerden, ilgili kanun uyarınca çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları yeniden başlatılacak. Daha sonra talep edilirse, durdurulan sigortalılık sürelerinin tamamı ihya edilecek. Sigortalılıkları durdurulanlar ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler hakkında, durdurulan süreler için Genel Sağlık Sigortası (GSS) borcu çıkarılmayacak

Meclis’ten geçen paketle getirilen düzenlemelerden bazıları şöyle:

SEYYANEN ZAM: SSK ve Bağ-Kur emeklilerine Temmuz ayı ödeme döneminde yapılacak artıştan sonra, dosya bazında ödenmesi gereken tutar esas alınmak suretiyle bin lira ve altındaki gelir ve aylıklara 100 lira, bin liranın üzerindeki gelir ve aylıklara da bin 100 lirayı geçmeyecek şekilde seyyanen zam yapılacak. 65 yaş aylığı da 145 liradan 200 liraya çıkarılıyor.

DESTEK PRİMİ AZALDI: Emekli olduktan sonra çalışanlardan kesilen yüzde 15’lik Sosyal Güvenlik Destek Primi oranı yüzde 10’a düşürülecek. Uygulama Temmuz’da başlayacak.

İŞÇİ BABAYA 5 GÜN İZİN: İşçiye evlenmesi, evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü halinde 3 gün, eşinin doğum yapması halinde 5 gün ücretli izin verilecek.

ENGELLİYE YER DEĞİŞİKLİĞİ HAKKI: Kamuda sürekli işçi kadrosunda görev yapan ve en az yüzde 40 oranında engelli işçiler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan işçiler, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak kurum içi yer değiştirme talebinde bulunabilecek.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 33

2011’de seçim öncesi Ak Parti tarafından açıklanan 2023 hedeflerinden bugün hiçbiri 4 yıl sonrasında erişilebilir durumda değil. Soru şu; ekonomiyi akışa bırakmaktan başka hangi çabayı gösterdik?
Hürriyet’ten Uğur Gürses, bugünkü gazetede şunları yazmış:

Siyasetçilerin iddialı hedefler koyması iyidir. Toplumun önüne politik bir hedef, ölçülebilir çıta konmuş olur, iyi bir rekabet unsurudur. Hedefler kimimize uçuk gelebilir; sorun orada değil, sorun buna uygun adımların atılıp atılmamasında. Ak Parti de 2023 hedeflerini 2011’de seçim öncesinde ilan etmişti.

Buna göre 2023’de; milli gelir 2 trilyon dolar, kişi başı milli gelir 25 bin dolar, ihracat 500 milyar dolar, işsizlik yüzde 5, istihdam edilen kişi sayısı 30 milyon olacaktı. 2014 sonuçlarının belirginleşmesi ile bu hedeflerin neredeyse tamamı ‘hayal köşesine’ kaldırıldı.

HEPSİ ÇÖPE GİTTİ

2014’deki yüzde 2.9’luk büyüme ile Türkiye’nin son 10 yılındaki ortalama büyümesi yüzde 4.3 oldu. Oysa 1961-2005 arası uzun vadeli büyüme oranı yüzde 4.6 idi. Gerek ekim ayında ilan edilen Orta Vadeli Program’da, gerekse Kasım 2014’de Başbakan Davutoğlu tarafından açıklanan dönüşüm programlarında telaffuz edilen milli gelir hedefleri, en baştan matematiği ile ‘arızalı’ durumdaydı.

Temel felsefesi ‘enflasyonla şişmiş cari milli gelirin hiç artmayacak bir döviz kuruna bölünmesine’ dayanan bu milli gelir tahminlerinin hepsi şimdiden çöpe gitti. 2023 için 2 trilyon dolarlık GSYH hedefi 2011’de konulmuştu.

Kasım’da da, 2014 sonunda 810, 2015’te 850, 2016’da 907, 2017’de 971 milyar dolar, 2018’de ise 1.3 milyar dolar ilan edilmişti. 2014 sonundaki 800 milyar dolara gerilemiş GSYH ile elimizde şöyle bir matematik kaldı; Türkiye, 2 trilyon dolarlık GSYH hedefi için 2023’e kadar 9 yılda dolar bazlı milli gelirini 2 buçuk kat büyütmek zorunda.

PEKİ MİLLİ GELİR

Son 3 yılda ortalama yıllık yüzde 3’lük büyüme ivmesine düşen ekonomimiz için bu, ancak şöyle imkânsız bir iktisadi matematikle mümkün; 9 yıl boyunca yıllık yüzde 6’lık bir enflasyonla her yıl yüzde 10 büyür de, dolar kuru da her yıl ortalama yüzde 5 artarsa 2013’de 2 trilyon dolarlık ekonomi oluyoruz. Bunun olmayacağı açık.

Böylece 25 bin dolarlık milli gelir hedefi de boşa çıkıyor. TÜİK’in 2023 için 84.2 milyon kişi tahmin etiğini hesaba katarsak 25 bin dolar için toplam 2.1 trilyon dolarlık bir gelir, GSYH gerekiyor. Bugün yaptıklarımızı yapmaya devam ederek, reform yapmadan 15 bin doları geçmemiz zor.

YA 500 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT?

10 yıl öncesinde 73 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız 2014’ü 157 milyar dolarla bitirdi. Ancak son 3 yıldır, 2011 sonrasında ulaştığı 151-157 milyar dolarlık aralıkta seyretti. Hatta önceki günkü mart verilerine son 12 aylık olarak bakılırsa geçen yılın mart sayılarından gerileme var. İhracatta sorunların su yüzüne çıkmaya başladığı açık.

2023’deki 500 milyar dolara ulaşmak için 3 kattan biraz fazla artış gerekiyor; bu, her yıl düzenli olarak yüzde 15 artırmak demek, mümkün değil. Sorun hedefin gerçekçi olmaması değil; ihracatı artırmak için ne yaptığımızda. İhracatçı örgütlerinin ‘faizi düşür, kuru yukarı it’ formülünün de işlemediğini yaşayarak gördük; 2010-2015 arası dönemde döviz kurundaki art arda yaşanan artışların da öyle ihracatçı örgütlerinin sunduğu gibi ihracatı artırıcı bir etkisinin olmadığı da kayda girmiş oldu.

İhracatçının rekabet gücünü budayan TL’nin değer kazanması sorununun ardındaki en temel unsurun maliyet artışları, yani enflasyonun kalıcı biçimde çözülmedikçe ihracat iddialı bir ivme kazanamayacak.

YA YÜZDE 5 İŞSİZLİK?

2005-2014 arasında; işgücü sayısı da, istihdam edilen kişi sayısı da yıllık ortalama yüzde 3’lük bir hızda arttı. Aynı hızlar korunursa istihdam edilen sayısında hedefe erken bile ulaşılır ama işsizlik oranı yüzde 10’larda kalır, pek değişmez.

Bu resim, hedef saptarken matematiğine bakılmadığına dair başka iyi bir örnek. Hem işgücüne katılımı yükseltecek, hem istihdamı yükseltecek ama işsizliği de yarıya düşürecek hedefin yegâne sorunu, modelinin olmaması.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 28

İran’da 65 milletvekili İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye bir mektup yazarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert bir şekilde uyarmasını istedi.

İran’ın yarı resmi Fars haber Ajansı’nın haberine göre, 65 milletvekili, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Erdoğan’ı İran’la ilgili ’basiretsiz’ açıklamasından dolayı sert bir şekilde uyararak, Erdoğan’ın İran halkına yaptığı hakaretlerden dolayı resmen özür dilemesi için baskı yapmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi arabistan öncülüğündeki Arap ülkelerinin Yemen’e karşı başlattığı harekatı desteklediğini açıklarken, “İran bölgeyi adeta domine etmeye çalışmaktadır. Bu durum bizi, Körfez ülkelerini rahatsız etmeye başlamıştır. Buna gerçekten tahammül etmek mümkün değil” demişti.

Salı günü İran’a gidecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin yanı sıra, dini lider Ali Hamaney ile görüşmesi bekleniyor.

Haber Kaynağı: Rahatsız

    0 28

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir’in Çeşme ilçesinde sağlık çalışanlarıyla yaptığı toplantı sürerken gündemi değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, dolardaki yükselişe dikkat çekip, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na seslenerek, “Dünya konjonktürü, FED,     ABD verileri doların yükselişini işaret ediyor. Ama önce sen     saray sakinini bir sustur. Konuştukça yangına benzin döken bir cumhurbaşkanı var. Bir gün de sus kardeşim ya. Şehit cenazesi kalkarken bile saygısızlık gösterip eşzamanlı konuşma alışkanlığını sürdüren bir cumhurbaşkanı var” dedi.
    Haluk Koç, basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede iktidarın sağlık politikalarını şu sözlerle eleştirdi:
    “AKP toplumda sağlık alanında yaşanan memnuniyetsizlikleri, bu memnuniyetsizliklerin yüksek sesle ifade edilmesini sağlayarak daha sonra yaptığı düzenlemelerle bu alanda toplumun cebinden daha çok para harcayarak sağlığa ulaşması şeklinde özetleyebileceğimiz bir sisteme dönüştürdü. Ne kadar kaliteli ve iyi sağlık hizmeti almak istiyorsanız o kadar cebinizden katkı vereceğiniz bir sistem oluştu.”
    Koç, CHP’nin sağlık politikasının koruyucu sağlık hizmetlerini artırmaktan geçtiğini belirterek “Sağlık çalışanlarının çoğu umutsuz. Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bulunamayan ilaçlar, ilk sağlık merkezine başvururken kendi tedavisini sağlayacak ilacı alana kadar hastaların cebinden çıkan katkı payları, Genel Sağlık Sigortası primleri, primini ödeyemeyen insanların biriktiği bir dönem yaşıyoruz. Hastaneden çok hapishane yapılan bir ülkeyiz. Aile hekimleri, nöbet sistemi ücretlendirme dahil isyan noktasındadır. Sağlık sektörü taşeronlaşmanın en yoğun yaşandığı alandır. Taşeronlaşma modern köleliktir” diye konuştu. Koç, tüm emeklilere sağlık hizmeti alırken katkı paylarının kaldırılması sözünü verdiklerini söyledi.
    ‘Yangına benzin döküyor’
    Koç, dolardaki yükselişe dikkat çekerek Başbakan Davutoğlu’na seslendi:
    “Dünya konjonktürü, FED, ABD verileri doların yükselişini işaret ediyor. Ama önce sen saray sakinini bir sustur. Konuştukça yangına benzin döken bir cumhurbaşkanı var. Bir gün de sus kardeşim ya. Şehit cenazesi kalkarken bile saygısızlık gösterip eşzamanlı konuşma alışkanlığını sürdüren bir cumhurbaşkanı. Her gün Anayasayı ihlal eden bir cumhurbaşkanı. Nasıl yemin ettin sen, tek ayağın havada mı yemin ettin sen? Biz yalan yere yemin ettiğini, inanmadığın bir şeye yemin ettiğini biliyoruz.”
     

    Haber Kaynağı: Rahatsız

      0 21

      HDP Eşgenel Başkanı Sebahat Tuncel, Türkiye’de Kürt sorunun çözülmesinin ardından Öcalan’ın da siyaset yapma hakkı olacağını belirterek, Türkiye’de herkesin siyaset hakkı olmalıdır dedi.

      TBMM’de soruları cevaplayan Tuncel, demokratikleşme paketine ilişkin Abdullah Öcalan’a siyaset yolunun açıldığı yorumlarını değerlendirdi. Pakete bir bütün olarak bakılması gerektiğinin altını çizen Tuncel, AK Parti hükümeti bunu büyük bir başarı olarak sundu ama genel olarak baktığınızda Türkiye’de sorunları çözmeye muktedir bir paket değil diyerek şöyle devam etti:

      Aslında özgürlükleri kısıtlayan noktada başka sorun alanları oluşturuyor. Hem Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan değişiklikler hem de diğer alanda yapılan değişikliklere baktığınızda Türkiye’nin sorunlarını çözebilecek bir noktada. Nefret suçlarına ilişkin düzenleme sınırlı, genel seçimlere girip yüzde 3 oy alan siyasi partilere Hazine yardımı verebiliyor. Onun yanında keşke seçim barajını da yüzde 3’e indirebilselerdi daha iyi olabilirdi. Siyaset yasaklarının kaldırılması bugün kamuoyunda Abdullah Öcalan’a siyaset yolunun açılması üzerinden değerlendirildi. Bu aslında Türkiye’nin düşünce mantığı ile alakalı bir durum.

      Gerçekten Kürt sorunu çözülecekse, Kürt halkının hak ve özgürlükleri kazanılacaksa, Kürtler yeni bir anayasa ile yeni yasalarla yeni bir başlangıç yapacaklarsa o zaman siyaset yasağı diye bir şey değerlendirilemez. Abdullah Öcalan bundan faydalanacak gibi bir yaklaşım kabul edilebilir bir nokta değil. Türkiye’de herkesin siyaset hakkı olmalıdır. Bu alanı genişletmek Türkiye demokrasisi açısından önemlidir. Türkiye’de gerçekten Kürt sorunu çözüldüğünde Öcalan’da siyaset yapma hakkını kazanacaktır. Önemli olan bu kısıtlı durumun ortadan kalkmasıdır. Bu koşulda siyaset yapma hakkı bile olsa, Kürt sorunu çözülmeden, Dağdakiler gelecek siyaset yapacak, Abdullah Öcalan gelecek siyaset yapacak’ tartışması anlamlı bir tartışma değil. Aksine burada şu tartışmayı yürütmek lazım; Türkiye’nin temel meselelerinin çözülmesi konusunda daha etkin bir rol almak gerekir. Türkiye’de bütün yasalar Öcalan faydalanacak’ diye engelleniyor. Bunu daha geniş kapsamda değerlendirmek daha doğru olur.

      Haber Kaynağı: Rahatsız

        0 29

        Silah bırakma çağrısının ardından İmralı Cezaevi’ndeki Abdullah Öcalan’ın görüntülü bir mesaj yayınlaması beklenen 21 Mart Nevruz gününde MHP de Ankara’da gövde gösterisi yapacak. 21 Mart’ta Ankara’da 1 milyondan fazla kişiyi toplamayı hedefleyen MHP, Ankara’yı tamamen kilitlemeyi hedefliyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu konuda, “yer gök, dağ taş üç hilal olacak” ifadelerini kullandı.
        Bahçeli, 21 Mart’ta gerçekleştirilecek 11. Olağan Büyük Kongre için hazırlıklarını hızla sürdürüyor. 21 Mart’ın aynı zamanda Nevruz Bayramı olarak kutlanması nedeniyle Bahçeli, kongre konuşmasını parti içi mesajların yanı sıra, “7 Haziran Seçimleri” ve “çözüm süreci” eksenine oturtacak. 21 Mart gününde Ankara’da bayram havası estirmeyi arzulayan MHP, teşkilatlara kongreye yoğun katılım sağlanması talimatını verdi.
        MHP, silah bırakma çağrısının ardından İmralı Cezaevi’ndeki Abdullah Öcalan’ın görüntülü bir mesaj yayınlaması beklenen Diyarbakır’daki Nevruz etkinliklerine karşılık olarak milliyetçi kesimin sesini Başkent’ten yükseltmeyi planlıyor. MHP, bu amaçla Ankara’da 1 milyondan fazla kişiyi Ankara’da toplamayı hedefliyor. Bahçeli’nde kongre konuşmasında Türkiye’nin parçalanmasına yol açacağını belirttiği çözüm süreci eleştirisine önemli bir yer ayıracak. Ak Parti, PKK ve HDP’nin Türkiye’nin bölünmesi için anlaştığını dile getirecek olan Bahçeli, milliyetçilerin bu ihanete boyun eğmeyeceği mesajı verecek.
        Bahçeli, 21 Mart’taki kongre için, “21 Mart önemli bir gün olacak Ankara için. Nereye baksanız üç Hilali, bir Türkiye sevdalısını göreceksiniz. Yer gök, dağ taş üç hilal olacak. Türkiye’nin kalbi burada atacak” dedi.

        Bahçeli’ye karşı ilk aday
        Bu arada MHP’nin 11. Olağan Genel Kurulu’nda Bahçeli’nin karşısına ilk aday çıktı. 1999-2002 arasında MHP’den Yozgat Milletvekili olarak Meclis’e giren Plastik Cerrah Mesut Türker, Bahçeli’nin karşısına aday olmaya karar verdiğini açıkladı. Türk 10. Büyük Kurultay’da da Bahçeli’ye karşı aday olacağını açıklamış ancak yeterli imzayı bulamadığı için aday olamamıştı. MHP tüzüğüne göre 40 Üst Kurul delegesinin imzasıyla genel başkan adayı gösterilebiliyor.
        Bahçeli’nin 21 Mart’taki kongrede MYK üyelerinin yarısını değiştirmesi bekleniyor.

        Haber Kaynağı: Rahatsız

          0 26

          Karabük Belediye Başkanı ve MHP Karabük Belediye Başkan Adayı Rafet Vergili, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Rafet Vergili, benim gölgemde siyaset yapıyor şeklindeki açıklamasına cevap verdi.

          Vergili, Ben Mehmet Ali Şahin beyin gölgesinde siyaset yapmıyorum. Kaldı ki bizim partimiz ayrı. Onun gölgesinde siyaset yapanlar belli dedi.

          Başkan Vergili, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in, Benim gölgemde siyaset yapıyor sözlerine cevap vererek, Biz ayrı kulvarda siyaset yapıyoruz. Onun gölgesinde siyaset yapmıyorum ki ben. Bizim partimiz ayrı. Onun gölgesinde siyaset yapanlar belli. Kendi adayları onun gölgesinde siyaset yapıyor. Ben AKP’nin gölgesinde siyaset yapmış olsa idim AKP’nin içersinde siyaset yapardım. Benimle alakası olmayan bir cümle kullanmış. Ben şunu ifade etmek istiyorum bugüne kadar AKP’nin gölgesinde ve paralelinde hiçbir şeklide siyaset yapmadım. Hizmet yaparken de hiçbir zaman siyaset yapmadım. Ben genel siyaset ile ilgili hiçbir şekilde söylemde bulunmadım ve kimse duymamıştır. Ben yerel hizmetler noktasında siyaset üretiyorum buna göre de açıklamalar yapıyoruz. Mehmet Ali Şahin bey diyor ki benim gölgemde siyaset yapmasın. Ben ne zaman Mehmet Ali beyin gölgesinde siyaset yapmışım ki. Tabii ki bizim de Karabük halkı olarak isteklerimiz olacak eğer bunu bir gölge olarak kabul ediyorlarsa bana göre yanlış. Eğer 30 Mart tarihinde tekrar ben bu göreve seçilirsem ben Karabük ile ilgili her türlü ihtiyacımızda talepte bulunacağım. Ben milletvekillerimizi aracılığı ile hükümetten Karabük ile ilgili taleplerde bulunacağım. Onun önünü de kesemezler dedi.

          ŞAHİN ADAY OLURSA BENDE ADAYIM

          Basın mensuplarının milletvekili adayı olup olmayacağı şekildeki sorusuna Başkan Vergili: Ben net olarak cevap veriyorum; Mehmet Ali Şahin bey dördüncü dönem milletvekili adayı olursa bende olacağım. Benim aklımdan kesinlikle milletvekili adaylığı yoktu. Biz şu an yerel seçimler ile ilgili siyaset yapıyoruz. Ben daha önceki dönemde de aday olabilirdim, bana çok tekliflerde geldi. Genel merkez nezdinde de bana teklifler geldi ben hiç birini değerlendirmedim. Değerlendirmemenin sebebi başlamış olduğumuz işlerin yarım kalmaması idi. Neyin ne olacağı belli olmadan şimdiden benim milletvekili adayı olacağım ile ilgili propaganda yapılmasını yanlış buluyorum. Rafet Vergili başarısızdır, Rafet Vergili bu projelerde eksiktir diyebilir, kendi adaylarının projelerinin çok iyi olduğunu iddia edebilir bunlar normaldir. Ama benim genel merkezle konuştuğum, pazarlık yaptığım Mehmet Ali Şahin bey gibi birisi tarafından söylenmesi hoş değildir. Böyle bir pazarlığımdan yok, böyle bir düşüncemde yok şu anda. Bu fikrin altın başka şeyler saklı, Yine tekrardan dördüncü dönem milletvekilli ile ilgili kendilerini ön plana çıkartmaya çalışıyorlar. Dördüncü dönem kendilerini milletvekili olarak çıkartacaklarsa siyaset meydanı o kadarda boş değil bizde varız. Ama seçimi ister kazanırız, ister kaybederiz bizim için hiçte önemli değil dedi. – KARABÜK

          Haber Kaynağı: Rahatsız