18 Eylül 2014, Perşembe

0 33

Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı…

İlçede aralıklarla etkili olan sağanağın ardından, Türkiye’nin en yüksek dağı olan 5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı’nın yüksek kesimlerinde kar yağışı görüldü.

AĞRI DAĞI’NIN TEPESİ BEYAZA BÜRÜNDÜ

Her yıl binlerce turistin tırmandığı dağın zirve kısmı beyaz örtüyle kaplandı. Önceki yıllara göre kar yağışının erken olması, bölge halkını şaşırttı.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 27

İsviçre’de Lenzburg FC futbol takımının kadın masörü futbolculardan biriyle takımın geri kalanının önünde seks yapınca kulüpten kovuldu.

Blick gazetesinin haberine göre, adı gizli tutulan 41 yaşındaki kadın masör, takımın diğer oyuncularının karşısında futbolculardan birinin şortunu indirerek masturbasyon yaptı. Diğer oyuncularla olayı tezahürat yaparak izledi.
Bu arada oyunculardan biri seks yapan çifti cep telefonuyla görüntüleyerek arkadaşlarıyla paylaştı.

Görüntüler kulübün başkanı Ulrich Broder’e ulaşınca, 41 yaşındaki kadın masör takımdan kovuldu.

Oyuncular ise “kulüp kuralları içinde cezalandırıldı”.

Kadın masör içkili olduğu için olayı hatırlamadığını söyleyerek kendini savunurken, kovulduktan sonra dört farklı takımdan teklif aldığını açıkladı.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 34

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, kredi çekerek ya da borçlanarak kurban kesmesinin dinen uygun olmadığını söyledi.

Vekâlet Yoluyla Kurban Kesim Organizasyonu tanıtım toplantısı, Türkiye Diyanet Vakfı Kocatepe Konferans Salonu’nda gerçekleşti.
Bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, bütün ibadetlerin yegane gayesinin yaratıcıya yakın olmak olduğunu belirterek, “Bize emredilen bütün ibadetlerin gayesi aslında kurbandır. Kurban Rabbimize yakın olmaktır.

Bugün insanlığın yaşadığı en büyük sorun insanlığın Rabbinden uzaklaşmasıdır. Bütün ibadetlerin gayesi olan kurbiyeti ifade eden bir kelimedir kurban. Kurban ahde vefadır, kurban sadakattir, kurban fedakarlıktır, kurban vefadır. Bize bütün bu duyguları öğreten bir ibadettir aslında” diye konuştu.

“KURBAN AYNI ZAMANDA HAC İBADETİNİN BİR HÜKMÜDÜR,

Hac ibadeti ve kurban ibadetinin birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu kaydeden Görmez, şöyle konuştu:
“Kurban aynı zamanda hac ibadetinin bir hükmüdür, önemli bir parçasıdır. İslam’ın çok önem verdiği, tarih boyunca var olan çok önemli bir ibadettir. Dünya Müslümanlarının temsilcileri hac ibadetini ifa ederken, evlerinde kalan Müslümanlar da hali vakti yerinde olanlar kurban keserek bu ibadete katılırlar. Hali vakti yerinde olmayanlar da o kurbanı kesmiş sayılırlar. O ibadete katılmış olurlar. Yüce Rabbimiz hiçbir Müslüman’a çekemeyeceği yükü yüklememiştir.

ALLAH SİZDEN BÖYLE BİR ŞEY İSTEMEZ

Diyanet İşleri Başkanlığı’na en çok sorulan sorulardan bir tanesidir.
Benim varlığım yok, ben zengin değilim ama kurban kesmek istiyorum. Hatta bankadan kredi alabilir miyim gibi yollarla, borçlanarak kurban kesmeye kalkışır, kendisini ve ailesini zor durumda bırakan fakir kardeşlerimizin varlığını biliyoruz. Bilsinler ki Cenabı Hakk onlardan böyle bir şey istememiştir ve onlarda aslında bizatihi kurban kesen kardeşleriyle birlikte o Allah’a yakınlık sürecine katılmış olurlar.

MADDİ DURUM İYİ DEĞİLSE KURBAN KESMEK DOĞRU DEĞİL

Dolayısıyla hiç kimse kendisini ve çocuklarını zor durumda bırakarak, borç, harç ederek, başka yerlerden paralar temin ederek, eğer zengin değil ise, kurban kesecek konumda değilse, kendisini böyle bir sorumluluğun altına sokması doğru değildir. Ancak kurban kesen kardeşlerimiz de kesmeyen kardeşlerimizi adeta kesmiş gibi bu süreçlere katarlar, birlikte kurbanın o kurbiyetinden ifade ederler.”

”MÜMİN ŞEFKATİNİ VE MERHAMETİNİ ASLA ELDEN BIRAKMAYACAK”

Kurban kesilirken üç önemli hususa dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Görmez, şunları dedi:
“Bunlardan bir tanesi, kurban ibadetini ifa ederken mümin şefkatini ve merhametini asla elden bırakmayacak. Keseceği hayvana karşı şefkatli ve merhametli olmak zorunda olacağız. İslam’ın o usullerine göre.

KURBAN ALLAH’A YAKLAŞTIRMALI

Üzerinde durduğumuz, sürekli ikaz ettiğimiz ikinci hususta bizi Allah’a yakınlaştıracak ibadeti ifa ederken, bizi ondan uzaklaştıracak davranışlardan uzaklaşmalıyız. Kurban bizi Allah’a yakınlaştıran bir ibadet. Bu ibadeti ifa ederken bizi ondan uzaklaştıracak her türlü davranıştan uzak durmalıyız.

BU KONU ÜZERİNDE ISRARLA DURUN!

Usulüne aykırı sağda, solda, sokakta, hayvana eziyet ederek, usulünü bilmeden hayvanı kesmek. Bütün müftülerimize, bütün vaizlerimize çağrıda bulunuyorum; Kurban Bayramı’ndan önceki vaazlarınızda, cuma vaazlarınızda, kurban vaazlarınızda, diğer konuşmalarınızda Kurban Bayramı’na kadar bu konu üzerinde ısrarla durun, durmaya devam edelim. Hiçbir menfi örnek yaşanmasın. Üzerinde durduğumuz üçüncü husus ise Kurban Bayramı’nda asla bu tür olumsuz örnekleri bahane ederek kurbanı ve bayramı tartışma konusu yapmayın.”

YURTİÇİ KURBAN BEDELİ

Kurban Bayramı’nda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak 63 ülke ve 531 bölgede, Türkiye’de ise 145 farklı merkezde “Vekâlet Yoluyla Kurban Kesim Organizasyonu” gerçekleştirilecek. Hedef ise 150 bin hisse kurbanını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak. Vekâlet yoluyla yurtiçi kurban bedeli 575 TL, yurtdışı kurban bedeli ise 400 TL olarak belirlendi.

Toplantının sonunda kurban dağıtımını üstlenen gönüllülerden 40’ı temsili olarak görev yerlerine uğurlandı.

Kaynak – Haber7

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 24

Genelkurmay Başkanlığı, Suriye’ye ait bir uçağın sınıra yaklaşması üzerine F-16′ların bölgeye yönlendirildiğini açıkladı.

Genelkurmay Başkanlığı, Suriye’ye ait bir uçağın sınıra yaklaşması üzerine F-16′ların bölgeye yönlendirildiğini, sınır hattında devriye uçuşu yapan F-16′ların ise Suriye’de konuşlu füze sistemleri tarafından taciz edildiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden dün meydana gelen tacizle ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye – Suriye hudut bölgesinde Hava Muharebe Devriye Görevi icra eden iki adet F-16 uçağımız, Suriye’ye ait bir adet SU-22 uçağının, Hatay Cilvegözü güneyinde sınırımıza doğru yaklaşması üzerine bölgeye yönlendirilmiş, ancak Suriye’ye ait söz konusu hava aracı, sınırımıza iki deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaşmıştır. 8 adet F-16 ile Türkiye – Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir. İcra edilen bu görevler esnasında, bir adet F-16 uçağımıza Suriye’de konuşlu S-60 füze sistemi tarafından, 10 saniye süre ile radar kilidini muhafaza etmek suretiyle tacizde bulunulmuştur.”

SURİYE TARAFINDAN ASKERE ATEŞ AÇILDI

Açıklamanın devamında sınırda görev yapan askerlerin Suriye’den Türkiye’ye doğru bir aracın sınıra yaklaştığı ve huduttan kaçak malzeme geçirmeye çalıştıklarını tespit ettiği belirtilerek şu bilgilere yer verildi:

“Yapılan bu tespit üzerine, olay bölgesine Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlı bir Mobil Yol Kontrol Unsurları (MYKU) intikal ederek şahıslara ‘Dur’ ikazında bulunmuştur. İkaza uyulmaması üzerine, MYKU tarafından havaya uyarı ateşi açılmış, açılan ikaz ateşini müteakip kaçakçılık girişiminde bulunan şahıslar geldikleri araçla Suriye istikametine geri kaçmışlardır. Ancak kısa bir süre sonra, Suriye tarafından ve zeytinlik bir alan içerisinden, unsurlarımıza kaleşnikof piyade tüfeği ile hedef gözetmeksizin ateş açılmıştır. Açılan ateşe, MYKU personeli tarafından derhal ateşle karşılık verilmiştir. Bunun üzerine, şahıslar araçları ile Suriye istikametine kaçarak gözden kaybolmuş ve kaçakçılık girişimi engellenmiştir.”

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 34

Gaziantep’te zabıtaların U dönüşü nöbeti başladı.

Gaziantep’te kent trafiğinin rahatlatılması için Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararı ile resmi kurumların bulunduğu bölgedeki dört kavşakta U dönüşü yasaklandı ve her kavşak için bir zabıta görevlendirdi.

Yeni başlanan uygulamada aksaklık yaşanmaması için trafik zabıta ekipleri kavşaklarda nöbet tutuyor ve sürücüleri uygulama konusunda uyarıyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararı ile şehir içinde trafik akışının sağlıklı ilerlemesi amacıyla Valilik, Emniyet Müdürlüğü, Maliye ve Müze Müdürlüğü önündeki kavşaklarda ’U’ dönüşü yapılması yasaklandı. Kararın uygulanmaya başlanmasının ardından aksaklık yaşanmaması için Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı ekipleri de 4 kavşakta beklemeye başladı.

U dönüşünün yasaklandığını belirten afiş ve tabelalar ile sürücülerin uyarıldığı kavşaklarda nöbet tutan zabıtalar, dikkatsiz sürücüleri uyarırken, uyarıya aldırış etmeyen sürücülerin araçlarının plakasını ise not ederek ceza yazılması için Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne veriyor.

DHA

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 29

Dilencilik yapan Abdul Sattar Edhi, bugün 25 özel hastaneye 1800 ambulansa ve 335 adet yardım merkezine sahip.

Fotoğrafta gördüğünüz kişinin adı Abdul Sattar Edhi ve o bir dilenci.

Ama onu diğer dilencilerden ayıran bir özelliği var. Edhi, bugün 25 özel hastaneye 1800 ambulansa ve 335 adet yardım merkezine sahip.

Gelin Edhi’nin hikayesine birlikte göz atalım.

Parasızlıktan ölen annesini ve yaşadığı çaresizliği hiç unutmayan Edhi, kimse bu sıkıntıları yaşamasın diyerek kapı kapı gezip topladığı paralarla yoksullara sağlık dağıtacak hastaneler kurdu.

Bugün 85 yaşında olan Edhi hala sokaklara çıkarak dilenmeye devam ediyor.

Dilenmeye başladığı ilk günden beri kazandığı paraları kuruşu kuruşuna biriktiren Edhi, 1951 yılında ufak bir dispanser açıyor.

Toptancılardan aldığı ilaçları piyasa fiyatının altında ihtiyaç sahiplerine satan ve yoksulların dispanserde ücretsiz sağlık hizmeti almasını sağlayan Edhi, toplumun güvenini kazandıkça, hayırseverler ona daha yüklü bağışlarda bulunmaya başlıyor.

Yaptıkları kısa bir zaman içinde kulaktan kulağa yayılınca onu sokakta dilenirken görenler, amacını bildikleri için sadakaların miktarını arttırmaya başlıyor, bağış yapmak isteyen hayırseverler onun dilendiği sokağı daha sık ziyaret ediyor.

Pakistan’da evlilik dışı dünyaya gelen çocuklara karşı katı bir tutum içinde bulunan insanlar bu çocukları ya öldürüyor yada terk ediyor.

Edhi yaşanan bu korkunç olayları sonlandırmak için açtığı yetimhanelerle çocuklara yardım etmeye çalışıyor.

Edhi, neden ‘İyilik meleği’ olarak adlandırıldığını şöyle anlatıyor: ‘Yoksul bir adam olduğum doğru, ancak paraya benden çok daha fazla ihtiyacı olan insanlar var. Bu nedenle kazandığım paraları onlara vermekte bir an olsun tereddüt etmedim.’dedi.

Aslında bir Müslüman olan Edhi, yardım merkezlerinde bütün din ve inançtan insanlara hizmet ediyor. Din, kast ve inanç ne olursa olsun temel insan haklarının korunmasından yana olduğunu vurgulayan Edhi ‘Dünyadaki bütün dinlerin temeli insandır.’ diyor.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 24

IŞİD örgütü Hollywood filmlerini aratmayan bir savaş fragmanı yayınladı.

IŞİD’den Hollywood usulü savaş fragmanı. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü ABD’nin tehditlerine karşı bir savaş fragmanı yayınlayarak “Biz buradayız” cevabı verdi.

“Flames of War“ (Savaşın Alevleri) adlı fragmanda IŞİD terör örgütü elamanlarının Suriye ve Irak’ta verdikleri savaştan görüntüler yer alıyor. Hollywood tarzı oluşturulan ve son teknolojinin kullanıldığı fragmanda teröristler Suriye ve Irak’ta ele geçirdikleri topraklara saldırılarda bulunulması halinde buranın Amerikan askerlerine mezar olacağı tehdidini savuruyor. Avrupa basını görüntülerin ABD kongresinde IŞİD’e karşı hava saldırılarının yeterli olmaması halinde bir kara harekatına onay verilmesinin tartışıldığı bir dönemde yayınlanmasına dikkat çekerek bunun bir gözdağı verme niteliği taşıdığını yazdılar.

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 38

Emekliliği hak eden de iş kaybı tazminatı alabilecek. Anayasa Mahkemesinin, yaşlılık aylığına hak kazananların iş kaybı tazminatı alamayacağına ilişkin hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesinin, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un yaşlılık aylığına hak kazananların iş kaybı tazminatı alamayacağına ilişkin hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi, Resmi gazete’de yayımlandı. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin özelleştirme kapsamına alınması nedeniyle 2003 yılı sonu itibarıyla iş sözleşmesi sona erdirilen davacı, 16 Ağustos 2013′de 4046 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca iş kaybı tazminatı ödenmesi istemiyle iş mahkemesinde dava açtı.

Davalı idare, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde başvuruda bulunmadığı ve yine bu tarih itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesini istedi.

Davaya bakan Ankara 15. İş Mahkemesi ise davanın uygulama konusu olan 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.

Anayasa Mahkemesi, Kanun’un 21. maddesindeki, “… hizmet akitleri sona erenlerden, hizmet akitlerinin sona erme tarihi itibarıyla 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun hükümleri gereğince hizmet ve prim ödeme sürelerine göre yaşlılık aylığına hak kazananlar iş kaybı tazminatı ve diğer hizmetlerden yararlanamazlar” şeklindeki hükmün iptaline karar vermişti. Yüksek Mahkeme, aynı maddedeki, “iş kaybı tazminatı ve diğer hizmetlerden yararlanmaya hak kazananların, bu tazminat ve hizmetlerden yararlanabilmeleri için, hizmet akitlerinin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde Türkiye İş Kurumuna başvurmaları zorunludur” hükmündeki “…30 gün içinde…” ibaresini de “yaşlılık aylığına hak kazananlar” yönünden iptal etmişti.

İptal kararının gerekçesi, Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçeden Gerekçede, özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalan işçilerden yaşlılık aylığına hak kazanmayanlara iş kaybı tazminatı ödenmekte iken yaşlılık aylığına hak kazananların bu haktan yararlanamamalarının eşitlik ilkesini ihlal ettiği belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğunun ileri sürüldüğü belirtildi.

İtiraz konusu kuralda, iş sözleşmeleri sona erdirilenlerden, iş sözleşmelerinin sona erme tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince hizmet ve prim ödeme sürelerine göre yaşlılık aylığına hak kazananların iş kaybı tazminatı alamayacağının düzenlendiği kaydedildi. Kural uyarınca, iş kaybı tazminatından yararlanamayacakların, fiilen yaşlılık aylığı alanlar değil, yaşlılık aylığı almaya hak kazananlar olduğu ifade edilen gerekçede, “Bu durumda, iş sözleşmesi sona eren kişi, emekliye ayrılmayı tercih etmeyip çalışmaya devam etme iradesini sürdürerek yeni iş arayışlarına girse bile yaşlılık aylığına hak kazandığı için iş kaybı tazminatı alamayacaktır” denildi.

Gerekçede, Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önünde eşitlik ilkesi”nin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu belirtildi.

Bu ilkeyle eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü vurgulanan gerekçede, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu ifade edildi. Gerekçede, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlalinin yasaklandığına işaret edildi. Gerekçede, Kanun’un 21. maddesinde düzenlenen iş kaybı tazminatının, özelleştirme uygulamaları nedeniyle kendi kusuru olmaksızın iş sözleşmesi sona erdirilen işçi statüsündeki çalışanlara, iş hukukundan kaynaklanan diğer tazminatların yanında, Kanun’da öngörülen süreyle sınırlı ödenen ve kişinin yeni bir işe yerleşmesiyle veya her halükarda Kanun’da belirlenen sürenin dolmasıyla da kesilen ek bir mali imkan olduğu belirtildi.

“Tüm işçiler benzer mağduriyetler yaşar”

İş kaybı tazminatının, kusuru olmaksızın işini kaybeden işçinin uğradığı mağduriyetlerin kısmen de olsa giderilmesi amacını taşıdığı vurgulanan gerekçede, şu tespitlere yer verildi: “Nitekim Kanun’un gerekçesinde, iş kaybı tazminatı ödenmesinin öngörülmesiyle, iş kaybı nedeniyle maruz kalınacak mağduriyetin ve bu konuda kamuoyunda oluşan sosyal olumsuzlukların giderilmesinin amaçlandığı açıkça ifade edilmiştir. Özelleştirme uygulamaları nedeniyle kusuru olmaksızın işini kaybeden tüm işçilerin benzer mağduriyetler yaşayacağı ve işsiz kalmanın, bu kişiler üzerinde yol açacağı olumsuzlukların birbirine yakın olacağı ortadadır.

Şu halde, işsiz kalanların benzer mağduriyetler yaşayacakları açık olduğuna göre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte yaşlılık aylığı almaya hak kazananlar ile hak kazanmayanlar arasında, bu mağduriyetlerin hafifletilmesi amacını taşıyan iş kaybı tazminatı ödenmesi bakımından ayrım yapılmasının haklı temeli bulunmamaktadır. Bu nedenle, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte yaşlılık aylığı almaya hak kazanmayanlara iş kaybı tazminatı ödenirken, anılan tarih itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazananların bu mali haktan mahrum bırakılması eşitlik ilkesini zedelemektedir.”

“30 gün içinde başvuru” şartı da emekliler yönünden incelendi

Gerekçede, Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinin itiraz konusu “… 30 gün içinde …’” ibaresiyle, iş kaybı tazminatından yararlanılabilmesi için hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Türkiye İş Kurumuna başvurulması zorunluluğu getirildiği hatırlatıldı. Öngörülen otuz günlük başvuru süresinin hak düşürücü nitelikte olduğu, bu süre içinde başvurmayanların iş kaybı tazminatı alabilmelerinin mümkün olmadığı kaydedildi. Gerekçede, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı devlet olduğu vurgulandı. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesinin, hukuk devleti olmanın gereği olduğu ifade edilen gerekçede, bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğine işaret edildi.

Hukuk devleti ilkesinin, kişiler lehine getirilen hak ve imkanların aynı zamanda erişilebilir olmasını da gerektirdiği kaydedilen gerekçede, bu haklardan yararlanılmasını imkansız kılan veya aşırı derecede zorlaştırmanın hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı belirtildi. Gerekçede, şunlar kaydedildi: “İş sözleşmesinin sona erdiği tarih itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazananların iş kaybı tazminatı almaları mümkün olmadığından, itiraz konusu kuralda öngörülen otuz günlük başvuru süresi de bu kişiler yönünden anlamını yitirmekte, fiilen ve hukuken kullanılabilir olmaktan çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bir önceki kuralda getirilen engel nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte yaşlılık aylığına hak kazananların otuz gün içinde iş kaybı tazminatı alabilmek için başvurmaları hiçbir hukuki sonuç doğurmamaktadır. Yaşlılık aylığı almaya hak kazanmış olmanın iş kaybı tazminatı ödenmesine engel teşkil etmesi bir önceki başlıkta Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edildiğine göre, bunlar yönünden anlamını yitiren, hukuki ve fiili olarak kullanılabilir olmaktan uzak bir niteliğe bürünen otuz günlük başvuru süresinin de hukuk devleti ilkesine aykırı hale geleceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, Kanunun 21, maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan itiraz konusu ‘…30 gün içinde…’ ibaresi, ‘…yaşlılık aylığı almaya hak kazananlar…’ yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.”

 

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 36

20 ilin valisini değiştiren son kararname, hükümetin bundan sonraki yol haritasında temel şifreleri gözler önüne serdi.

Kritik illeri kapsayan valiler kararnamesiyle Türkiye’nin önümüzdeki süreçteki yol haritası da belirlenmiş oldu. Kararnameyle hükümet ‘paralel yapıyla mücadele’, ‘çözüm süreci’ ve ‘Suriyeli göçmenlerin durumları’na ilişkin yeni süreçte atacağı adımlara uygun isimlerle çalışma yürütecek. Paralel yapıyı ‘milli güvenliğe karşı tehdit’ olarak konumlandıran hükümet, bu konuda daha etkin mücadele için İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Seyfullah Hacımüftüoğlu’nu Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği’ne atadı. Yerine ise Antalya Valisi Sebahattin Öztürk getirildi. Eski MGK Genel Sekreteri Muammer Türker ise Antalya’nın yeni valisi oldu. 20 il valisinin değiştiği kararnamede 9 isim merkeze çekildi, merkezdeki 7 vali de yeni illere atandı.

KGM VE DİYARBAKIR

Çözüm sürecini doğrudan kendisine bağlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecinin koordinasyonunu yürüten Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nda da (KGM) adım atacak. 62. Hükümet’in yaptığı 2. Bakanlar Kurulu toplantısında KGM’yi ilk kurulduğu gibi yeniden İçişleri Bakanlığı’na bağlayan Davutoğlu, çözüm sürecine ne kadar önem verdiğini ortaya koydu. Bu süreçte KGM’nin başındaki isim Mehmet Ulvi Saran görevinden istifa etti. Yerine atanacak ismin, çözüm sürecine ilişkin kararlı adımlar atacak bir bürokrat olması bekleniyor. Bunun yanında Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç da merkeze alınan isimler arasında yeraldı. Çözüm süreci açısından kilit önemdeki kentte son dönemde yaşananların, Kıraç’ın görevden alınmasında etkili olduğu belirtiliyor. 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda bayrak indirme eylemi yaşanmış, daha sonra bu birim lağvedilmişti. Lice’deki yol kesme eylemlerinin ardından Kıraç da eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Bu iki olay sonrası Diyarbakır Valisi merkeze çekilirken yerine Samsun Valisi Hüseyin Aksoy atandı.

SURİYELİ GÖÇMENLER İSTANBUL’U SALLADI

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da merkeze çekilen isimlerin arasında yeraldı. 4 yıldır bu görevi yapan Mutlu’nun yerine ise Malatya Valisi Vasip Şahin atandı. Mutlu’nun görevden alınmasında, İstanbul sokaklarındaki Suriyeli göçmenlerin durumlarına karşı çözüm üretememesinin yattığı belirtiliyor. Mutlu’nun, ‘dilencilik’ gibi sosyal olaylar ve asayiş vakalarındaki artışın önüne geçemediği için görevden el çektirildiği konuşuluyor. Diğer yandan Mutlu’nun yerine atanan Vasip Şahin’in ise kendi ilindeki ‘Gezi’ eylemlerinin olaysız bir şekilde bitirilmesini sağladığı biliniyor. Bu arada hükümet, IŞİD ile mücadele kapsamında sınır güvenliğini de artıracak. Kararname ile Suriye ile sınırı olan Hatay ve Osmaniye’nin yanısıra güneydeki kilit kentlerden Mersin ve Kahramanmaraş’ın valileri de değiştirildi.

Kaynak: Yeni Şafak

Haber Kaynağı: Rahatsız

0 31

İnternette yayınlanan görüntülerde bir IŞİD militanının ‘Biz kan içmeyi seven bir topluluğuz’ şeklindeki sözleri adeta kan dondurdu.

Biz sosyal paylaşım sitesine yüklenen görüntülerde terör örgütü IŞİD’e mensup bir militan, kendisini kayda alan kameraya karşı kan donduran ifadeler kullandı. Filistinli olduğu belirtilen militan, ”Allah’a yemin ederim ki, sizin hayatı sevdiğiniz kadar biz ölümü seviyoruz, vallahi biz kan içmeyi seven bir topluluğuz. Ve sizin kanınızı duyduk ve onu içmeye geldik. Sizleri kesmeye geldik ey Nusayriler” şeklinde ifadeler kullanıyor.
İnternete yüklenen bu görüntüler, örgüt militanlarının ne denli aşırıya kaçtığını ve insan öldürmekte ne kadar rahat davrandıklarını ortaya koydu. Arap medyasında bir anda gündeme oturan videoya bir çok kesimden kınama yağdı.

Haber Kaynağı: Rahatsız