Kültür Sanat

Dan Brown’dan “Başlangıç” – Nereden geldik, nereye gidiyoruz?

Dünyanın en ünlü ve en çok kazanan yazarlarından biri olan Dan Brown, Robert Langdon’ın maceralarını anlattığı serisinin beşinci kitabı Başlangıç ile karşımıza çıktı geçtiğimiz Ekim ayında. Başarılı bir polisiye ve tarih anlatıcısı olan Brown’ın bu kitabında da serinin diğer kitaplarından farklı bir iskelet kurduğunu söyleyemeyeceğim. Roma, Vatikan, İstanbul gibi ikon haline gelmiş şehirleri anlatmayı seven yazarımız bu kitabında ise bizi İspanya’ya götürüyor; Bilbao, Madrid, Sevilla ve Barcelona’ya.

Zeki profesörümüze bu macerasında da yine genç ve güzel bir kadın eşlik ediyor, çözülemez denen şifreleri kırmak ve kötü adamlardan kaçmak için birlikte uğraş verip bir çok heyecanlı kaçış sahnesinden başarıyla geçiyorlar. Önceki kitaplarında da din ve inaç konularını sıklıkla işleyen Brown, Başlangıç kitabında ana kahramanlarından biri olarak Edmond Kirsh’ü konumlandırıyor: teknolojik keşifleri ile yaşadığımız dünyayı değiştiren bir dahi, aynı zamanda da azılı bir ateist. Edmond Kirsh’ün yaşadığımız dünyayı ve dinleri temelinden sarsacak bir buluşu olduğu haberi ile kitaba başlıyoruz ve kitabın sonuna kadar da bu gizemin ne olduğunu bulmak için Langdon ile beraber maceradan maceraya koşuyoruz.

Edmond Kirsh’ün Büyük Keşfi Edmond Kirsh, yapmış olduğu keşif ile insanlık tarihinin en büyük iki sorusuna çok net cevaplar sunacağını söylüyor: “Nereden geldik?” ve “Nereye gidiyoruz?” Bu soruların cevapları için dünyanın önde gelen entellektüellerini Bilbao’daki Gugenheim Müzesi ‘nde özel bir davet için topluyor ve etkinliği aynı zamanda internet üzerinden de milyonlarca insana canlı olarak sunarak buluşunu eş zamanlı olarak büyük bir gövde gösterisi ile tüm dünyaya paylaşmayı amaçlıyor.

Başlangıç kitabının yazarı Dan Brown, kaynak: milliyet.com.tr

Hem günümüz modern dünyası ve fütürizmi; hem de inanç dünyası ve dinleri kendisine tema olarak alan kitap iki konuda da zengin örnekleri bizlerle buluşturuyor. Modern dünyanın en popüler konseptleri olan internet, sanal dünya, yapay zeka, sürücüsüz araçlar, kripto paralar ve bir çok diğer sıcak konuya kitabın sayfalarında rastlamak mümkün. Aynı zamanda İspanya tarihi, Franco dönemi ve dinlerden bağımsız tanrı inancı ile ilgili de oldukça dikkat çekecek söylemleri bizlerle paylaşıyor. Bu noktada hoşuma giden şey, inançlar konusunda koyu, bağnaz karakterlerin da ateist ve tanrı tanımaz karakterlerin gözünden de görüşlere yer vermesi. Her iki profildeki karakterlerden de insanı düşündürmeye sevk edecek düzeyde provokatif cümlelerin altını çizmekten keyif aldım.

“Arkadaşlar, Tanrı’nın var olmadığını kesin bildiğimi söylemiyorum. Tek söylediğim, bu evrenin ardında ilahi bir kudret varsa, onu tanımlamak için yarattığımız dinlere kahkahalarla gülüyordur.”

“Tuhaftır ki şoförünün liberal papaya bağlılığını fark etmek, adama silah çekmeyi Avila için daha keyifli bir hale getirmişti. Tanrı’nın kurallarını, kendilerine uygun olanı seçip alabilecekleri bir açık büfe haline getiren bu yeni papaya, İsa’ya inananların böylesine tapması onu dehşete düşürüyordu.”

Zekice tasarlanmış `ters köşe` dokunuşlar ile kitabı çok kısa bir sürede keyifle bitirebileceğinize inanıyorum.

Kısa bir süre önce Barcelona’yı ziyaret ettiğim ve gerçek anlamda hayran kaldığım için, kitabın Barcelona sokaklarında geçen bölümlerinden ayrıca bir keyif aldım. Dan Brown’un tasvirleri ile gözlerimizi kapatıp gerçekten de Casa Milà ‘nın önünde olduğumuzu ya da faşist diktatör Franco’nun da mezarını barındıran Madrid’deki Şehitler Vadisi ‘nin eteklerinde olduğumuzu hayal edebilmek mümkün. Dan Brown bunu oldukça iyi yapıyor.

“Başlangıç” vaadini yerine getiremiyor. Canımı sıkan ve kitaba Goodreads üzerinden 3 / 5 puan vermeme sebep olan şey ise şu oldu: her zaman olduğu gibi yiyebileceğinden çok daha büyük bir lokmayı ısırmış sayın Brown. İnsanlık tarihinin geleceğine yönelik öngörülerini konu alan bir kitap yazmak oldukça iddialı bir şey. Bunun altını iyice doldurmanız gerekir. Başlangıç kitabında ise bu derinliği bulabilmek çok güç ne yazık ki. Kısıtlı bir gerilim ve gizem, mükemmel bir çevre tasviri ancak kitabın vaat ettiği “Nereden geldik?” ve “Nereye gidiyoruz?” soruları için sunduğu cevap oldukça yüzeysel ve fazlasıyla aceleye getirilmiş. Bu durum kitaptan soğumama sebep oldu.

Gerçekten de insanlığın yakın gelecekte gideceği yön ile ilgili analiz ve görüşler hakkında bir kitap okumak isterseniz eğer size tavsiyem Yuval Noah Harari ‘nin baş yapıtı Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi kitabını okumanız olacaktır. Dan Brown’dan çok daha büyük bir tarihçi oldan Harari’nin bu kitabı, şahsi görüşüme göre mükemmele yakın bir gelecek tasviri yapmıştır ve her satırında insanı düşünmeye teşvik etmiştir. (Yuval Noah Harari’nin bir diğer başyapıtı Sapiens hakkındaki görüşlerimi de geçtiğimiz yıllarda yine Başucumuzda Kitap için yazmıştım, bu linkten okuyabilirsiniz.)

Artık bir standart haline gelen Mickey Mouse’lu saat göndermesi ile beraber, alakasız yerlerde yapılan Disney’in popüler filmi Frozen ve FedEx firması göndermeleri kurgudan oldukça kopmama sebep olup, adi bir “ürün yerleştirme” hissi ile bir daha Dan Brown okumamam için beni yüreklendiren noktalar oldu.

Kaynak

Kaynaktan Oku

Yorum yazın